Her yıl Afrika'ya 4,5 milyardan fazla kullanılmış giysi gönderiliyor. Yerel ayrıştırma sistemleri kapasitesini aştığında bu giysilerin büyük bölümü çöp sahalarına dökülüyor ya da yakılıyor. Science dergisinde yayımlanan bir mektup, bu tablonun Kenya örneğinde somutlaşan küresel bir halk sağlığı sorunu yarattığı uyarısında bulunuyor.
Kenya'da mitumba olarak bilinen ikinci el kıyafet ticareti milyonlarca insanı giydiriyor ve tahminen 2 milyon kişinin geçim kaynağını oluşturuyor. Afrika'nın en büyük kullanılmış giysi pazarlarından biri olan bu ticaret, aynı zamanda yeniden kullanılabilir kıyafet görünümü altında ülkeye giren tekstil atıklarının yarattığı riskleri anlamak için bir gösterge sunuyor.
Araştırmacılar atılan tekstillerin zararlı bakteriler için rezervuar haline gelebileceğini belirtiyor. Atık tekstiller Escherichia (E. coli'yi de içeren) ve Klebsiella gibi bakterileri barındırabiliyor; bu patojenler ishal hastalıkları ve idrar yolu enfeksiyonlarından zatürre, kan dolaşımı enfeksiyonları ve ağır vakalarda yaşamı tehdit eden sepsise kadar uzanan hastalıklarla ilişkilendiriliyor.
Büyüyen araştırma birikimi tekstil atıklarıyla sağlık riskleri arasındaki bağı güçlendiriyor. Yakın tarihli bir derleme, atılan tekstillerin patojen mikroorganizmalar ve antimikrobiyal direnç genleri barındırabildiğini ortaya koydu. Bir başka çalışma, bozunan sentetik tekstillerden salınan mikroplastiklerin patojenleri ve toksik kimyasalları çevre boyunca taşıyabildiğini gösterdi. Yakın tarihli araştırmalar mikroplastik kirliliğinin antibiyotik direncinin yayılmasına katkıda bulunabileceğine dair kanıtları vurguluyor.
Kenya için sorunun kökeninde ikinci el kıyafet ticaretinin devasa ölçeği yatıyor. 2023 tarihli bir rapor, Nairobi'nin en büyük çöp sahasına her gün yaklaşık 86 metrik ton tekstil atığı geldiğini tahmin ediyor. Sentetik tekstiller atıldığında mikroplastiklere parçalanarak hem havayı hem de su yollarını kirletiyor.
Science mektubunun yazarları sorunla mücadele için uluslararası çevre yasalarının daha sıkı uygulanmasını, ihracat öncesinde daha sıkı kalite kontrollerini ve ithalatçı ülkelerde atık yönetimi ile geri dönüşüm altyapısına daha fazla yatırım yapılmasını öneriyor. Atık kaçakçılığına olanak tanıyan yasal boşlukları kapatmak için "kullanılmış eşya" tanımının uluslararası düzeyde daha titiz yapılmasını da talep ediyorlar.
Bopinc'te kıdemli program yöneticisi olan Ebenezer Amadi, WhatsApp üzerinden yaptığı açıklamada risklerin giriş noktasında önlenebileceğini savunuyor: "Bakteriyel kontaminasyon dahil potansiyel riskleri dikkate almak kritik önem taşıyor. Ancak bu, giriş noktasında denetim ve uygun kontrollerle ele alınabilir."
Kenya, atık azaltımını, geri dönüşümü ve genişletilmiş üretici sorumluluğunu (EPR) teşvik eden Sustainable Waste Management Act ile tekstil atığı sorununu ele almaya başladı. Araştırmacılar ise ithalatçı ülkelerin bu yükü tek başına taşıyamayacağı görüşünde.
Kenya Extended Producer Responsibility Organization'ın görevden ayrılan yönetim kurulu başkanı Akshay Shah, tekstil ithalat sektörünün kendi EPR mekanizmasını oluşturmasını somut bir ileri adım olarak görüyor. "Tüketicilere satmak için tekstilden nihai olarak yararlanan perakendecinin EPR ücretini ödemekle yükümlü olması gerekecek" diyen Shah, bu ücretin malzemeyi işleyen atık toplayıcılarına ve geri dönüşümcülere akabileceğini ekliyor.
Science mektubunun yazarları, ihracatçı ülkeler daha güçlü denetim sağlamazsa dünyanın atılan kıyafetlerinin çevresel ve halk sağlığı maliyetlerinin orantısız biçimde Afrika ülkelerinin üzerine düşmeye devam edeceği uyarısında bulunuyor.



