ABD'nin kurak batısında ormanları seyreltmek için kesilen ağaçlardan geriye kalan ince gövdeler ve dallar, genellikle dev yığınlar halinde yakılıyor. Science Advances dergisinde 26 Ağustos 2026'da yayımlanan yeni bir araştırma, bu atıkları yerin altına gömmenin hem iklim hem de maliyet açısından yakmaya göre çok daha verimli bir seçenek olduğunu gösteriyor.
Çalışmanın başyazarı ve Stanford Üniversitesi'ne yeni başlayacak doktora öğrencisi Leah Clayton, "Tek bir yöntem her derde deva değil" diyor ve ekliyor: "Ancak her yerde umut verici fırsatlar var."
Araştırmayı yürüten ekipten ekolojist ve yönetici Sinéad Crotty, Connecticut merkezli kar amacı gütmeyen Carbon Containment Lab'de sera gazı kirliliğini azaltma yolları üzerine çalışıyor. Crotty, "Bu iki yaklaşımı bir araya getirmek hem daha fazla orman restorasyonunu hem de karbon depolamayı mümkün kılabilir" diyor.
İki kriz, tek çözüm arayışı
ABD'nin batısındaki ormanlar, geçmiş kesimlerden sonra yeniden büyüyen yoğun ormanlar ile onlarca yıldır süren yangın baskılama ve yerli halkın kontrollü yakma uygulamalarının durdurulması nedeniyle aşırı yoğunlaşmış ve yanıcı bitki örtüsüyle dolmuş durumda. Bölgeyi saran mega kuraklık bu tabloyu daha da ağırlaştırarak her yıl büyük yangınlara zemin hazırlıyor. Crotty ve ekibi, hem orman sağlığı hem de iklim krizini aynı anda ele alan bir gelir modeli geliştirmek istedi.
Araştırmacılar beş senaryonun maliyetlerini ve karbon emisyonlarını karşılaştırdı: atıkları yakmak, özel depolarda gömmek, enerji üretmek için yakıp bacalardan çıkan karbonu tutmak, çürümeye bırakmak ve biyokömür adı verilen kömür benzeri bir maddeye dönüştürmek. Hesaplamaları gerçekçi kılmak için bilim insanları, orman seyreltme alanlarından odunun gömüleceği veya yakılacağı yerlere olan mesafeyi tahmin etti. Yağış gibi, odunun çürüyüp sera gazı salmaması için ne derin gömülmesi gerektiğini etkileyen değişkenleri de haritaladı.
Karbon tutmada gömme öne çıkıyor
Yüzyıllık süreçte yakma yalnızca karbonun %4,5'ini tutuyor; çürümeye bırakmak neredeyse aynı kötü sonucu veriyor. Biyokömür karbonun %44'ünü, özel depolarda gömme ise %78'ini tutuyor. Enerji üretimi ve karbon yakalama kombinasyonu %81 ile en yüksek tutma oranına ulaşsa da, bu tür projelerin son derece nadir olması gömmeyi kısa vadede daha uygulanabilir bir seçenek haline getiriyor.
Maliyet hesapları da gömme yönünde sonuç veriyor. Yakma, iş gücü ve planlama giderleri nedeniyle ton karbon dioksit başına 49 dolar zarar yazıyor. Şirketler metrik ton başına 100 dolardan —karbon kredisi piyasasında yaygın bir benchmark— kredi satabilirse, gömme ton başına yaklaşık 21 dolar, biyoenerji 12 dolar kazandırıyor. Biyokömür ise kalan kömür satılırsa ancak başabaş noktasında kalıyor.
Federal plan çerçevesinde 2 milyar dolarlık fırsat
Federal hükümet bu yıl yaklaşık 1,42 milyon hektar ormanı tedavi etmeyi planlıyor. Bilim insanlarının hesaplamalarına göre, atıkları yakmak 3,1 milyar dolara mal olurken, gömme yaklaşık 60 milyon ton karbon dioksit depolayabilir ve yaklaşık 2 milyar dolar gelir sağlayabilir.
Bazı şirketler bu fırsatı zaten değerlendirmeye başladı. Graphyte, odunu katı bloklara dönüştürüp plastikle kaplayarak gömüyor ve orman seyreltmeden elde edilen odunu kullanmak üzere Arizona'da bir tesis açmayı planlıyor. Colorado merkezli Woodcache küçük çapta biyokütle gömüyor; Mast Reforestation ise yangınlardan sonra kalan ölü ağaçları gömüyor.
Toprak koşulları kritik
Araştırmacılar yine de gömmenin her zaman doğru yanıt olmayacağı konusunda uyarıyor. Toprak koşulları ve yağış gibi faktörler, gömülen karbonun yerinde kalıp kalmayacağını belirliyor. Clayton, "Yanlış toprakta bir gömme odası kazmak, odunun depolayabileceğinden daha fazla karbon salabilir" diye uyarıyor.
Bitkiler havadaki karbon dioksiti alıp odun ve yapraklarda depolayan doğal karbon tutma cihazları olarak işlev görüyor. Ancak kesilen veya ölen bitkilerin akıbeti, bu karbonun uzun vadeli durumunu belirliyor. Yakıldıklarında veya çürüdüklerinde karbonun büyük bölümü atmosfere geri dönüyor. Yerin altına hapsedilip havayla teması kesildiğinde ise karbonun çoğu yerinde kalıyor — tıpkı bugün yaktığımız petrol ve kömürün bir zamanlar sediman altında gömülü kalmış antik bitkilerden oluşması gibi.



