Elon Musk'ın SpaceX'i, Jeff Bezos'un Blue Origin'i ve diğer özel şirketlerin hız kazandırdığı uzay yarışı, ülkelerin fırlatma sayısını geride bıraktı. Bu büyüme, Dünya atmosferi üzerinde henüz tam anlaşılamamış etkiler biriktiriyor: roket motorlarının stratosfere bıraktığı kurum, ultraviyole radyasyona karşı koruyan ozon tabakasına zarar veriyor. Motorların saldığı su buharı ise Dünya'dan yayılan ısıyı emerek sera gazlarının yol açtığı ısınmayı güçlendiriyor. Araştırmalar, uydular parçalandığında üst atmosferde alüminyum oksit tozu açığa çıktığını ve bunun ısınmadan güneş ışığının saçılmasına, atmosfer dolaşımındaki değişikliklere kadar uzanan etkiler yaratabildiğini gösteriyor.
Atmosferin ötesinde de maliyet var. Uyduların güneş ışığını yansıtması karanlık gökyüzünü kaybettiriyor; fırlatma sahaları çevresindeki yaban hayatı habitatları zarar görüyor. Uydu üretimi ve fırlatılması da büyük miktarda sera gazı emisyonu üretiyor. Büyüyen uzay çöpü miktarı ise yörüngedeki metallerin çarpışarak, yeni fırlatılacak her şeyin başa çıkmak durumunda kalacağı yıkıcı bir enkaz katmanı oluşturma riskini gündeme getiriyor. Bu ayın başlarında SpaceX roketinin atılmış bir parçası saatte 5.400 mil hızla Ay'a çarptı ve yeni bir krater oluşturdu.

Şirketler ise pazarlamalarında çok daha iyimser bir tablo çiziyor. Blue Origin, roketleri ve Ay iniş araçlarını uzaya gönderirken misyonunu "Dünya'yı restore etmek ve sürdürmek" olarak tanımlıyor; yeniden kullanılabilir roketleri, daha temiz yanan yakıtı ve karbon-nötr teknoloji geliştirmeyi öne çıkarıyor. Kaliforniya merkezli Reflect Orbital, talep üzerine güneş ışığı sağlamak için 50.000 uzay aynasını yörüngeye göndermeyi planlıyor ve "bol enerji" ile "daha sağlıklı bir gezegen" vaat ediyor.
Uzay araştırmacısı Melissa E. Yingling, The Conversation'da bu ay yayımlanan makalesinde "starwashing" terimini popülerleştirdi. Terim, şirketlerin uzay operasyonlarının çevresel olumsuzluklarını küçümserken uzayın Dünya'daki yaşamı iyileştireceği mesajını öne çıkarmasını tanımlıyor; "greenwashing" kavramından esinlenerek türetilmiş. Yingling'e göre şirketler, "kozmik hayranlık" duygusuna hitap ediyor, insanlığa fayda sağlama sözleri veriyor ve çevresel iyi niyetlerini öne çıkarıyorlar.
University of Southern Denmark'de doktora sonrası araştırmacısı olan ve Silicon Valley'nin iklim değişikliğine teknoloji çözümlerini abartması üzerine yakında çıkacak bir kitap yazan Gregers Andersen, şirketlerin teknolojik ilerlemeye yaptığı vurgunun iklim kriziyle uğraşmayı engellediğini söylüyor. "Sorun elbette dikkati Dünya'daki sorunları gerçekten çözmekten uzaklaştırması," dedi Andersen. "Bence 'starwashing' teriminin anlamı da bu."

UCLA's Institute of the Environment and Sustainability bünyesinde yönetim profesörü olan Magali Delmas, uzayın "yeni sınırını" Altına Hücum'a benzetiyor. "Yalnızca olumlu tarafı görüyorlardı; madenciliğin çevre üzerindeki olumsuz etkisini görmüyorlardı," dedi Delmas. "Uzay hakkındaki bu iyimserlik bazı zorlukları gerçekten küçümsüyor."
Delmas yine de bazı şirket vaatlerinin kolayca reddedilemeyeceğini belirtiyor: "Bazıları gerçekten doğru; geliştirilen yeni teknolojiler inanılmaz olabilir." Uzaydan gelen çevresel faydalar da var: Son yıllarda metan tespit eden uydular, petrol ve doğal gaz operasyonlarından bildirilenin çok üzerinde sızıntılar ortaya çıkardı; bu bilgi, güçlü sera gazı emisyonlarını azaltmak için kritik önem taşıyor. Astronotların uzaydan Dünya atmosferinin kırılganlığını görmesiyle oluşan "genel bakış etkisi" ise şaşırtıcı sayıda astronotu iklim savunucusuna dönüştürdü.
Andersen ise teknoloji devlerinin "ilerleme" anlatılarına kapılmamak gerektiği uyarısında bulunuyor. Bilim insanları daha sıcak ve felaketlerle dolu bir dünyaya gidildiğini gösterirken, bu anlatıların halkı geleceğe iyimser bakmaya yönlendirmeye çalıştığını düşünüyor. Ona göre gerçek ilerleme, insanların sınırlı hayatlar yaşayacağı uzay kolonileri kurmak değil, Dünya'da uzun vadede gelişebilmeyi sağlamak. "Bence ortak insanlık projesi gezegen sınırları içinde sürdürülebilir bir medeniyet yaratmak olmalı," dedi Andersen. "Onların sunduğu anlatılar bizi bu görevden saptırıyor."



