Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 2024 sonunda 27 Ağustos tarihini "Dünya Göller Günü" olarak ilan etti. Kararla, aşırı kullanım, kirlilik ve iklim değişikliğinin birleşik etkileri altında dünya genelinde kötüye giden göllerin durumu dünya kamuoyuna taşındı.
Dünyada 117 milyondan fazla göl bulunuyor ve bu sulak alanlar gezegenin kara yüzeyinin yaklaşık %4'ünü kaplıyor. Tatlı suyun büyük bölümü buzullarda ve yer altında olsa da göller, donmamış yüzey tatlı suyunun yaklaşık %90'ını barındırıyor. Bu özellik, gölleri kolayca erişilebilen su kaynakları açısından kritik bir konuma getiriyor. Göller; içme suyu temini, tarım ve sanayi için önemli bir su kaynağı işlevi görürken, sayısız balık, bitki ve yaban hayatı türüne yaşam alanı sağlayarak biyoçeşitliliğin korunmasında kilit rol üstleniyor. Ayrıca gezegenin serin tutulmasına katkıda bulunuyor, taşkın sularını emiyor, karbon depoluyor ve turizm ile balıkçılık yoluyla yerel topluluklara ekonomik fırsatlar sunuyor.
Göl kirliliğine çoğu zaman gübrelerden kaynaklanan maddelerin, kirleticilerin ve katı atıkların doğrudan göllere bırakılması ya da nehirler aracılığıyla göllere taşınması neden oluyor. Küresel ısınma bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor; taşkınlar daha sık ve daha şiddetli yaşanıyor. Artan sıcaklıklar ve bulutluluktaki değişimler buz örtüsünü azaltırken suyun buharlaşma hızını artırıyor; göllerin su seviyeleri önemli ölçüde değişiyor.
Tatlı su türlerinin sayısı son 50 yılda %85 oranında azaldı. İnsan faaliyetlerinin göller üzerindeki baskısı artmaya devam ederse ciddi bir gerileme yaşanacağı belirtiliyor. Öngörülere göre 2050 yılına kadar göllerin ekosistem değeri %20 oranında düşebilir, kirlilik iki kattan fazla artabilir ve metan emisyonları hızla yükselebilir. Bu durum hem çevresel tahribatı hem de ekonomik kayıpları derinleştirecek.
"Dünya Göller Günü", Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın (SKA'lar) Temiz Su ve Sanitasyon başlığı doğrultusunda göllerin korunması ve restore edilmesi gereken ekosistemler olduğunu vurguluyor. Su ekosistemlerinin enerji, gıda güvenliği ve beslenmeyle bağlantısını hatırlatan gün, bu alanların SKA'lara ve sosyal, çevresel, ekonomik hedeflere ulaşılmasında hayati bir unsur olduğunu öne çıkarıyor. Sürdürülebilir göl yönetiminin dünya genelinde yaygınlaştırılması ve sulak alanlardaki benzeri görülmemiş gerilemenin acilen ele alınması hedefleniyor.





