Çarşamba günü Nepal ve Tibet'te yaşanan sel felaketinde 360 kişinin öldüğü kesinleşti; 1.300'den fazla kişi için arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Buzul çökmesinin ani sele nasıl dönüştüğüne ilişkin olay dizisi henüz tam olarak belirlenemedi. Video kayıtları, Himalayalar'ın dik yamaçlı vadilerinden aşağı sürüklenen kahverengi sel sularının önüne kattığı her şeyi götürdüğünü gösteriyor. Hayatta kalanların korku dolu kaçış ve kayıp anlatıları, 2004 tsunamisi de dahil önceki felaketleri akla getiriyor.

En kötü etkilenen bölgelerin bir bölümü hâlâ ulaşıma kapalı ve yalnızca helikopterle erişilebiliyor; bu durum toplam can kaybı ve yıkılan ev sayısı konusunda ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Tıbbi malzeme, gıda, barınma ve sanitasyon stoklarının yenilenmesi gerekiyor. Kayıplar arasında yüzlerce turist veya hacının bulunduğu haberlerinin ardından yabancı hükümetler ve kurumlar, yerel öncülüğündeki yardım çalışmalarına destek sözü verdi. İnsanların yeniden inşa ve toparlanma sürecine başlayabilmesi için elektrik ve temiz su gibi temel ihtiyaçların karşılanması şart.

Bilim insanları, buzulun ve etkilenen nehirlerin uydu görüntülerini inceleyerek olayın nasıl geliştiğini anlamaya çalışıyor. İlk başta deprem olduğu yönündeki raporlar elendi; sismik hareketlilik, buzul çökmesi ve buz-kaya çığının etkisine bağlandı. Nepal yetkilileri yeni sel riskinin yüksek olduğu uyarısında bulundu. Yerinden edilen kadınlar ve çocuklar hastalık ve insan ticareti de dahil olmak üzere ek zararlara karşı özellikle savunmasız durumda.

Tektonik hareketin buzulların zamanla biçim değiştirmesine yol açan doğal bir süreç olduğu belirtiliyor. Ancak çok sayıda buzul bilimci ve yer bilimci, küresel ısınmayı kritik bir istikrarsızlaştırıcı etken olarak işaret ediyor. Yüksek sıcaklıkların dünya genelinde dağ ortamlarını değiştirdiği biliniyor; Himalayalar küresel ortalamanın iki katı hızla ısınıyor. Intergovernmental Panel on Climate Change'e göre bu durum bölgeyi yalnızca çığ, heyelan ve sel açısından değil, geri çekilen buzulların yol açtığı tatlı su kıtlığı açısından da yüksek risk altına sokuyor. Milyonlarca, belki milyarlarca insan sera gazı emisyonlarının atmosferi değiştirdiğini kabul ederken, insan faaliyetinin dağların jeolojisi üzerindeki etkisi daha az bilinen bir konu.

The Guardian'ın başyazısında, acil insani yardımın öncelik olduğu ve yardım sözlerinin hızla eyleme dönüşmesi gerektiği vurgulanıyor. Başyazıda ayrıca fosil yakıtlardan uzaklaşmanın zorunlu olduğu, dayanıklılık ve uyum önlemlerinin hayati koruma sağladığı, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi ve afet hazırlığının ulusal düzeyde ve yardım bütçelerinde öncelik kazanması gerektiği belirtiliyor. Hükümetlerin Nepal ve Tibet halkının yanında olması ve gelecekte benzer şekilde etkilenen bölgelere destek için hazırlıklı olması çağrısı yapılıyor.